5 December 2022
Öne Çıkanlar

Nahit Eren: Umut Hakkı Uygulanmalı Ve Mevzuat Değişikliğine Gidilmeli

 

Amed Barosu Başkanı Nahit Eren, Türk devletinin önder Apo’ya ilişkin “umut hakkı”nı uygulamayı bir kez daha reddetmesine ilişkin konuşarak, “Türkiye’nin hem ihlal kararına uyması hem de mevzuat değişikliğine gitmesi gerekiyor” dedi.

Önder Apo üzerindeki tecrit koşulları devam ediyor. 20 aydır kendisinden haber alınamayan önder Apo’nun avukatlarının başvuruları da cevapsız kalıyor.

Önder Apo, uzun tutukluluk sürecinin yargı mercileri tarafından tekrar değerlendirilip, uluslar arası normlara göre ‘umut hakkı’ kapsamında serbest bırakılması gerekirken, buna ilişkin yapılan tüm başvurular reddediliyor.

AİHM, Önder Apo ile ilgili 18 Mart 2014 tarihinde verdiği kararda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının ömür boyu sürdürüleceğine dair düzenlemelerin işkence yasağına aykırı olduğu tespitinde bulunarak, bu konuda yasal düzenlemelerin getirilmesi gerektiğine hükmetmişti.

Ancak Türk devleti, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne sunduğu eylem planında bir kez daha “umut hakkını” uygulamayı reddetti.

Umut hakkının bir tutsak için ve hukuksal literatürde ne anlama geldiğini Amed Barosu Başkanı Nahit Eren değerlendirdi.

1999 yılında Türk devletinin önder Apo’ya ilişkin verdiği idam kararını, 2000 yılında geri çektiğini ve ölüm cezasını anayasadan kaldırdığını hatırlatan Eren, idamın yerine müebbet hapis cezası denilen yöntemin getirildiğini belirtti.

Eren, müebbet hapis cezasının ömür boyu cezaevinde kalmak anlamına geldiği için bu cezalandırma sisteminin 2003 yılında AİHM’in böyle bir cezalandırma yöntemini kabul etmeyerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğuna dair görüş belirttiğini söyledi.

AİHM’in kimsenin ömür boyu yaşamını cezaevine geçiremeyeceğine dair bir ihlal karar verdiğini ifade eden Nahit Eren, bu ihlal kararından sonra Türk devletinin yasal mevzuatını buna göre güncellemesi gerektiğini belirtti.

Güncelleme yapmayan Türk devletinin bu tutumuna karşı Amed barosu olarak Avrupa Konseyine başvurduklarını da hatırlatan Eren, AİHM kararlarının uygulanmasıyla ilgili Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin bir denetim mekanizması yürüttüğünü söyledi. Bu kapsamda Türk devletini hem ihlal kararına uyması hem de mevzuat değişikliğine gitmesi gerektiğini kaydetti.